Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mustafa Kemalin iletişim Dehası
#1
Mustafa Kemalin iletişim Dehası

Olağanüstü yeteneklerle donatılmış, karizma sahibi, çekici ve etkileyici insanlar do anın insanlı a arma anlarıdır. Bu insanların yaşamlarındaki parıltı, görkem aslında zorlu bir çilenin, eme in ve çabanın üzerine örülmüş yaldızlı bir kılıftır. Onların eserlerindeki ihtişam, ideallerindeki yücelik, do alarındaki de erli hammaddeden çok; bu hammaddeyi işleyen keskin zeka, yüksek bilgi düzeyi ve deneyimin sonucudur. Bu insanlar çok nadiren insanlık tarihinde görülürler ve daha yaşarken kahramana dönüşürler. Öldükten sonra da efsaneleşirler. Eserleri sonsuza dek yaşar. Onların başarıları çok geniş kitleler tarafından onaylanır, benimsenir, savunulur. Çünkü bu insanlar, yakın ya da uzaktaki bütün insanlarla çok yo un, olumlu ve başarılı iletişim süreçleri yaşamışlardır. ınsanları anlamışlar ve kendilerini onlara anlatabilmişlerdir.

Hem tek tek bireylerle hem de gruplarla iletişimi kapsayan bireyler arası iletişim, en yaygın ve gerekti i biçimde gerçekleşti inde en etkili olabilen iletişim türüdür. Bir kişinin bireyler arası ilişkilerdeki niteli i ve başarısı, o kişinin yaşamının ve kişili inin kalitesini, içinde yaşadı ı toplumdaki konumunu ve de erini belirler.

Adı övgüyle anılan bütün insanlar gibi Mustafa Kemal Atatürk ün başarılarının, mucizelerinin ve görkeminin temelinde, onun çevresindeki insanlarla, halkıyla kurdu u yo un iletişim süreçleri yatmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk üzerinde yaşadı ı co rafyanın, içinde yaşadı ı toplumun durumunu anlama, halkın sıkıntılarını kavrama, onlara, özgürlükleri için yapmaları gerekeni anlatma, halkı örgütleme, savaş stratejileri geliştirme, devrimler için zemin hazırlama, devlet yönetimi gibi konularda deha sahibi idi. Bütün bu alanları ustaca kavrayıp başarıya ulaşmasının temelinde ise, bireylerarası iletişimdeki dehası vardır.

Çevremizdeki di er insanlarla iletişim kurmak, hem insan olmanın bir gere i hem de bir toplumun bireyi olmanın zorunlulu udur. Bireylerarası iletişimde başarılı olabilmek ve amaçlanan hedefe ulaşabilmek; mesajın verilece i alıcıyı iyi tanımak, iletişim dillerini bilmek ve mesajları do ru kodlamakla olasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk, bireylerarası iletişim dillerini kullanma ve mesajları kodlama konusunda bir uzman kadar bilgili ve deneyim sahibiydi. Ondaki bu üstün özellik büyük olasılıkla sıkı gözlem ve zihin sürecinin sürekli de erlendirme yapmasından kaynaklanmaktadır. Ancak Mustafa Kemal in iletişim alanında gösterdi i uzman performansı, öncelikle mesajlarını verece i halkını ve düşmanlarım çok iyi tanımasına ba lıdır. ıletişim süreçlerinde mesajın gönderilece i alıcının konumunun, özelliklerinin, yaklaşımlarının iyi bilinmesi, iletişim sürecinin sonucunu etkileyen birinci faktördür. Mustafa Kemal in iletişim konusunda gösterdi i başarı, bilgilerinin yanı sıra onun do al yapısı, mizacı, aldı ı e itim, sahip oldu u kültür ve kişili iyle do rudan ilgilidir.

Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı ülkesinde, Grek kültürüyle Türk kültürünün harmanlandı ı bir Osmanlı şehrinin, Türk ailelerinin oturdu u mahallesinde, bir Türk anne babanın çocu u olarak dünyaya gelmiştir. Do up büyüdü ü mahalleden Osmanlı kültürü, okudu u okullardan Osmanlı e itimi almıştır. Çocuklu undan itibaren de insan psikolojisine, davranışlarına, toplumsal olaylara, politikaya, devlet yönetimine ilgi duymuş, karşılaştı ı her insanın davranışlarını, toplumsal devinimleri dikkatle incelemiş, kişiliklerin muhasebesini yapmış, tepkileri de erlendirmiş, sürekli okumuştur.

Onun ilgisi genellikle sıradan olaylardan uzak kalmış, her zaman zihninde yo unlaşan özel ideallerle meşgul olmuştur. Bu yüzden çocuklu unda yaşadı ı bazı özel durumlar onu fazla etkilememiştir. Fakat duyarlılı ı nedeniyle, tepki göstermesi gerekti i bütün durumlarda verdi i kararlı tepkiyi de göstermiştir. Babası Ali Rıza efendinin ölümünden sonra annesi Zübeyde hanımın evlendi i üvey babası Ragıp efendiye karşı duydu u tepkiyi bir başka akrabasının yanına sı ınarak göstermiş, fakat bu olayı büyüterek kendi kendine fazla sorun etmemiştir.

Mustafa Kemal in kişili inde ve davranışlarında belirginleşen ve ön plana çıkan, onu kahramanlaştıran resmi çizen bazı temel özellikler vardır: Kararlılık, hedef belirleme, alçakgönüllülük, direnme...

Mustafa Kemal, Avrupa, Asya ve Afrika da önemli bir co rafyaya yayılmış, ama her yanı gün be gün işgal edilen, üzerinde oyunlar oynanan, hızla çöken ve halkı tutsaklı a sürüklenen bir ülkenin vatandaşıdır. Onun ufuklardaki hedefi, ulaşmak istedi i amacı çocuklu undan beri bellidir: Parçalanan, da ılan, yok olan ülkesinin varlı ı ve özgürlü üdür. O hep ülkesini düşünmüş, mensubu bulundu u ulusun yaşadı ı sıkıntılara, onları yöneten, daha do rusu yönetemeyen başarısız yöneticilere kafa yormuştur. Mustafa Kemal planlarının zihinsel aşamalarında ço unlukla tek başına, uygulama aşamalarında ise halkla beraber hareket etmiştir. Çünkü besledi i ideale tek başına de il, ancak aynı ideali paylaşan insanlarla birlikte varılabilece inin bilincindedir.

Mustafa Kemal toplum içindeki konumunu, di er bireylerle ilişkilerini söz de il eylem temeli üzerine oturtan birisidir. Bu nedenle insanların, konuştukları cümlelerden çok yaptıkları işlere önem verir. Kendisi de yaşamı boyunca konuşmaktan çok düşünür ve çalışır. Nitekim Ekim 1919 da yaveri Cevat Abbas a yazdırdı ı özgeçmişinde de, kişili ini anlatan süslü cümleler yerine, kısa ifadelerle hangi tarihlerde, nerede ne yaptı ı yer almıştır.

Mustafa Kemal hiçbir zaman mutantan, gösterişli tarzlar içinde yaşayıp hareket etmemiş, her zaman sadelik içinde olmuş, yalınlı ı ye lemiştir. Alçakgönüllülük, onun en fazla ve ilk dikkat çeken özelliklerindendir. Mustafa Kemal in hiçbir zaman günümüz aristokrat politikacıları gibi lüks makam arabaları olmamış, otomobillerin arka koltuklarına tek başına de il, ço unlukla ön sa koltu a oturmuştur.

Onun yüre indeki en şiddetli duygu ve özlem özgürlüktür. Bu duygu mutlaka, her yandan kuşatılan ve özgürlü ü elinden alınan bir halkın bireyi olmasından kaynaklanmıştır. Yaşamı boyunca da tek amacı ve ideali özgürlük olmuştur. 1905 te sürgün olarak gönderildi i şam da yaptı ı ilk eylemlerden biri; yakınındaki arkadaşlarına özgürlü ün anlamını ve gücünü anlatarak Vatan ve Hürriyet Cemiyeti nin nüvesini oluşturmak olmuştur. Çünkü ona göre; “ancak hür fikirli insanlardır ki vatanlarına faydalı olabilirler.

Mustafa Kemal deki özgürlük duygusu öylesine coşkulu ve karşı konulmazdır ki, özgürlü e ulaşamayaca ı bir yerde kalması olanaklı de ildir. Bu nedenle Vatan ve Hürriyet Cemiyeti ni kurduktan sonra, özgürlük tohumunun o topraklarda fazla yeşermeyece inin farkına varmış; bir yolunu bularak, görevli bulundu u Yafa dan, idealine daha kolay ulaşabilece i Makedonya ya geçmiştir.

Mustafa Kemal in kişili inde ön plana çıkan ve bütün başarılarının temelinde yatan bir di er özellik disiplindir. Disiplin, Mustafa Kemal in kişili inin do asında vardır. Onun disiplinin formülü; her hareketini ve eylemini, uygulamadan önce zihninde geliştirip, biçimlendirip düzenleyerek bütün ayrıntılarıyla tamamlamaktır. Mustafa Kemal in keskin zekası, eylemleri kısa sürede ve ustaca planlamasını kolaylaştırmıştır. Onun her zaferi, öncelikle zihin sürecinde parlayıp kazanılmıştır.

1912 yılında Libya ıtalyanlar tarafından işgal edildi inde Mustafa Kemal Trablus Cephesi ndedir. Osmanlı ülkesi her yandan çatırdamakta, çökmektedir. Trablus ta askerlerin başarılı olaca ına kanıt olabilecek hiçbir belirti ve umut yoktur. Fakat Mustafa Kemal ve arkadaşları, hayal bile edilemeyecek bir disiplin içinde çalışırlar. Sonuçta askeri olarak galip gelemezler, ama onların o karmaşık ortam içindeki disiplinini ıtalyanlar bile takdir ederler.

A ustos 1909 da Köprülü civarında süvari alayları arasında bir tatbikat yapılmaktadır. 3. Ordu Kurmay Başkanı Ali Paşanın denetiminde yapılan tatbikatta Mustafa Kemal de Paşaya refakat etmektedir. Tatbikat 1 Eylül de sona erdi inde, Mustafa Kemal gördü ü hataları çok sert biçimde, a ır ifadelerle eleştirerek, disiplin olmadan hiçbir çabanın başarıya ulaşamayaca ını vurgulamıştır.

Ola anüstü özen ve disiplin içinde yaptı ı çalışmalarda işini hiçbir zaman şansa bırakmayan Mustafa Kemal olayların akışını sürekli denetleyerek sonuca ulaşmaya çalışır, kendisine verilen bilgilerin do rulu undan emin olmak ister, her söylenene inanmaz. 1919 da ızmit te bulundu u sırada kendisine, Sadrazam Ferit Paşanın sa lık gerekçesiyle istifa etti ine dair bir telgraf ulaşır. Mesajın kimden geldi ini sorar; kayna ın ve mesajın do rulu undan emin olmadıkça hareket etmez.

Mustafa Kemal, tutsaklı a, sömürüye, yobazlı a karşı direnmenin simgesidir. Onun direncine karşı gelebilecek hiçbir güç yoktur. Birinci Dünya Savaşı sonunda Suriye deki Osmanlı orduları yenilmiş ve darmada ın olmuşlardır. Fakat Mustafa Kemal, hükümet işgalcilere boyun e me e iliminde oldu u halde bir avuç askerle birlikte sınırda direnmiştir. Mustafa Kemal deki öyle bir kendine güven ve ondan kaynaklanan dirençtir ki, en tehlikeli zamanda ortaya çıkar, yol bulur, fakat uçurumun kenarında durmasını bilir.

Mustafa Kemal in, başkalarına ulaşılmaz emeller gibi görünen ideallerinde hedefe ulaşması ve bir kahramana dönüşmesi, onun, içinde bulundu u ortamı, ülkesini, halkını ve karşılaşaca ı durumları çok yakından tanıması ve deneyimleriyle kavramasıyla ba lantılıdır. Mustafa Kemal her zaman üzerinde çalıştı ı, kafa yordu u, ilgi duydu u konuya ve duruma hakimdir. şubat 1916 da Genelkurmay, onun Do u Anadolu ya hareketini ister. Bu yolculu a çıkarken Mustafa Kemal vatanın koşullarını, ülkeyi yönetenlerin aczini, halkın perişan halini bütün ayrıntılarıyla bilmektedir. Yıllardır Osmanlı ülkesinin dört bir yanında dolaşmakta ve bütün gelişmeleri yakından izlemektedir.

Halkını çok yakından gözlemlemesi ve iyi tanıması, halkı, işgalcilere karşı örgütlemeyi de kolaylaştırmıştır. Mükemmel bir örgütleyici olması, onun üstün özelliklerinden biridir. Mustafa Kemal, bütün koşulları dikkate alarak örgütledi i insanların nabızlarına göre şerbet vermiş, kendisiyle birlikte onları hoşnut etmenin de yollarını bulmuş, hedefe birlikte ulaşmışlardır. Milli Mücadele yolculu unda tek tek köyleri dolaşmış, halkla konuşmuştur. Her köyde direniş komiteleri kurmuştur. Yıllardır savaşmaktan yorulmuş ve köylerine hüsranla dönmüş halk perişandır, umutsuzdur. Ama Mustafa Kemal onları ikna etmiş ve örgütlemiştir. Halk Mustafa Kemal e inanmıştır. Çünkü Mustafa Kemal onları anlamaktadır.

Halkı örgütledi i gibi, halkın temsilcilerini ikna etmede de ustadır Mustafa Kemal. Yeni ülkenin meclisi kurulduktan sonra hiçbir toplantıyı kaçırmadı. Daha tartışmaya geçilmeden önerilerin açıklamasını yapar, kabul ya da reddi halinde kendi görüşünü belirtirdi. Bir defasında, kabul edilmesini istemedi i bir önerinin kabul edildi ini görünce arkadaşlarına; “galiba bu noktayı size pek iyi açıklayamadım” der ve konunun ayrıntılarını anlatır. Öneri ikinci oylamada reddedilir.

Ülkenin durumunu de erlendirme ve bazı yargılara ulaşma konusunda Mustafa Kemal in 4 şubat 1923 te ızmir de ıktisat Kongresi nin açış nutkunda söyledi i şu sözler önemlidir: “Bir devlet ki, kendi tebeasına koydu u vergiyi ecnebilere koyamaz; gümrük muamelelerini, gümrük resim ve vergilerini memleketin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten men edilmiştir; bir devlet ki, fazla olarak yabancılar üzerinde yargı hakkını uygulamaktan mahrumdur; böyle bir devlete müstakil denilemez”.

Kararlılık, Mustafa Kemal i hedeflerine ulaştıran bir başka önemli özelli idir. Mustafa Kemal, her zaferden önce başarmaya karar vermiştir. Bu yüzden de hep kazanmıştır. Karar vermeden önce yaşadı ı zihin süreci kuşkusuz daha önemlidir. Onu kararındaki hedefe ulaştıran, zihin sürecindeki netliktir, kesinliktir. Mustafa Kemal bir kere karar verdi mi, hedefe ulaşmadan geri dönmez. Kararlılık, hedefe ulaşma yolunda onun ilk zaferidir. Kararlılı ı onu yılmazlaştırır.

1908 de Osmanlı topraklarında Meşrutiyet in ilan edilmesi, onun özledi i ufuklardan çok uzaktır. Gelişmelerden memnun de il kuşkuludur. Meşrutiyet in yeterli çözüm olmadı ını, yeni yönetim biçiminin, köhnemiş bir imparatorlu un hasta gövdesi üzerinde de il, aksine Türk milletinin yaşadı ı topraklar üzerinde kurulması gerekti ini düşünmektedir. Ona göre yeni yönetim, milletin yönetimi ve devlet Türk devleti olmalıdır. Mustafa Kemal in yolculu u bu hedefe do rudur ve o son noktaya ulaşmakta kararlıdır.

1915 yılında işgalci güçler Çanakkale yi geçmeye çalıştıkları sırada Mustafa Kemal 19. Tümen komutanıdır. Conkbayırı nda bazı gözcü erlerin kendilerine do ru kaçtı ını görür. Onların önüne geçerek, neden kaçtıklarını sorar. Erler, düşmanın geldi ini söylerler. Mustafa Kemal düşmandan kaçılmayaca ım söyler. Askerler, cephanelerinin kalmadı ını belirtirler. Mustafa Kemal o anda da kararlılı ın getirdi i yılmazlık içinde “cephaneniz yoksa süngünüz var” der ve askerleri düşmanın karşısına gönderir. Çatışmalar başladı ı zaman da askerlere; “size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” diyerek zafer yolundaki kararlılı ını bir kez daha vurgular.

13 Kasım 1918 de Haydarpaşa iskelesinde, işgalci ülkelerin 53 gemilik filolarının ıstanbul önlerine gelişini gördü ünde, o ünlü, ama çok kararlı ve iddialı sözünü söylemiştir: “Geldikleri gibi giderler”. Yaşanılan bulanık, bunalımlı karışık ortam içinde hangi kapının nereye açılaca ı belli de ildir. Ancak Mustafa Kemal in kararlılı ı gelece i netleştirmekte, açıkça göstermektedir. Nitekim işgalciler bir süre sonra geldikleri gibi gitmişlerdir.

5 A ustos 1921 tarihli kanunla Başkomutanlık ve Meclis yetkilerini alan Mustafa Kemal Meclis kürsüsünden yaptı ı konuşmada hem kendi kararlılı ını bir kez daha vurgularken hem de kendisiyle aynı amacı paylaşanları cesaretlendirir: “Zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları behemehal ma lup edece imize dair olan emniyet ve itimadım, bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu güveni, yüksek toplulu unuza karşı, bütün millete karşı ve bütün aleme karşı ilan ederim.

Yalnızca bir hedef belirleyip, o hedefe do ru kararlılıkla yürümek de ildir Mustafa Kemal i başarıya ulaştıran. O bir hedef için yola çıktı ında, hedefi avuçlarının içine alır. Çünkü katedece i yoldaki bütün ayrıntılar önceden düşünülmüş, önlemler alınmış, sa lam adımlarla yola çıkılmıştır. Anadolu yu işgal eden güçlere karşı verilecek mücadele için öncelikle üç unsurun hazır olması gerekti ini söyler: Milletin kendisi, milleti temsil eden meclisin kararlılı ı ve ordu. ınsan ilişkilerinde de onun ilk düşündü ü, iletişim ortamının temelini, gerekli koşulları hazırlamaktır.

Mustafa Kemal, ülkesini işgalcilerden kurtarıp halkını özgürlü e kavuşturmanın yolunun, halkı kendi ideali etrafında birleştirip örgütlemekten geçti ini bilmektedir. ılk defa 1919 da halkın arasına karışır. Askere, emredilmesi gerekti inin, halkı ise inandırarak kazanmak gerekti ine inanır. Bu yüzden Havza da halka kendisi hitabetmek yerine, halkın kendisine itibar etti i ulemadan Sıtkı Hoca yı konuşturur. Böylece hem Sıtkı Hoca yı kazanır, hem halka gerekli mesajları verir. ıçinde bulundu u ortamın koşullarını çok iyi gözlemleyip de erlendirerek, oradaki davranışlarını buna göre belirlemek, onu başarıya taşıyan özelliklerinden biridir.

Osmanlı Hükümeti Mustafa Kemal le aynı ideali paylaşmamaktadır. Ama Mustafa Kemal in planları ve saldırısı hiçbir zaman hükümete karşı olmamıştır. Hiçbir mecliste, toplantıda ya da görüşmede Osmanlı Hükümeti ni aşa ılayıcı, hedef alıcı, kötüleyici biçimde konuşmamıştır. Ancak zaman zaman türlü biçimlerde düşüncelerini dile getirmiştir. 3 Haziran 1919 da Van, Diyarbakır, Konya, Ankara bölgelerine çekti i telgrafta şöyle der: “Milletin arzusu ile bugünkü hükümetin içtihadında mutabakat yoktur”. Ona göre görevde olan hükümet artık halkın ihtiyaçlarına cevap verememekte, halkı anlayamamaktadır ve halkla anlaşamamaktadır. Mustafa Kemal böyle bir durumda halkın da yönetimin de ferahlaması için çözüm yolları bulmanın kararlılı ı içindedir.

Mustafa Kemal, hedefine giden yolda mevcut yönetimle birlikte çalışamayaca ını anladı ında, Erzurum da iken ordudan istifa eder. Aynı günlerde ıstanbul hükümeti de onu görevden alır. Fakat Mustafa Kemal hala kararlıdır ve inandı ı idealde yürümektedir. Ülkesini ve halkını özgürlü e kavuşturma kararında inançlı ve yılmazdır. Ne için yola çıktıysa, aynı kararlılıkla hedefine ulaşacaktır. Hiçbir engel ve neden onu, hedefe giden yoldan geri döndüremez, durduramaz.

Haziran 1919 da Sivas tan Erzurum a gidece i gün bir dini bayram günüdür. Halkın önderi konumundaki bir kişinin, halkın dini de erlerini de dikkate alarak zaman zaman onlara saygı duydu unu göstermesi gerekmektedir. Fakat o, bayram namazına giderek halka dinci bir gösteri yapmak gibi yapmacık bir tavır içine girmez. Erkenden Sivas tan ayrılır, Erzurum a gider. Onun için daha kutsal olan bir görev vardır çünkü.

Mustafa Kemal, hedef belirlemeden yola çıkmaz. Amacına en uygun hedefi seçer, hedefe giden yolun bütün ayrıntılarını düşünür ve hedefe ulaşmadan asla geri dönmez. 30 A ustos 1924 te Başkumandanlık Muharebesi nin yıldönümünde verdi i söylevde kendisiyle birlikte Türk halkının hedefini ortaya koymaktadır:” Milletimizin hedefi, milletimizin mefkuresi, bütün cihanda tam manasıyla medeni bir içtimai heyet olmaktır”.

Alçakgönüllülük, Mustafa Kemal in kişili indeki en önemli özelliktir denilebilir. Çünkü bu, onun, halkın önderi olmasını sa layan özelli idir. Alçakgönüllülük büyüklenmenin tersidir; fakat büyük olmanın da ilk koşuludur. Görüntüsü ve kibri, idealleri ve cesareti kadar büyük olmayan Mustafa Kemal i büyük yapan da budur.

Kibirli insanların arasında Mustafa Kemal in yeri yoktur. 1918 de Almanya seyahatinden döndükten sonra, Sultan Vahidettin in musahibi ıbrahim Bey onun evine gelerek, veliahtın kızı Sabiha Sultan ile Mustafa Kemal i evlendirmek istedi ini söyler. Mustafa Kemal in bazı arkadaşları da, bunun önemli bir fırsat ve az bulunan bir şans oldu unu belirterek Sabiha Sultan la evlenmesi için ısrar ederler. Fakat Mustafa Kemal bu evlili in getirece i büyük fırsatları ve gelecek güvencesini bir kenara iterek, biraz da aristokrat bir çevreye girmenin a ırlı ıyla hareket alanının kısıtlanaca ını düşünerek bu evlili i reddeder.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanını seçer. Oylamaya 159 kişi katılır. 158 kişi Gazi Mustafa Kemal için oy kullanır. Yalnızca bir oy çekimser çıkar. O tek çekimser oy da Mustafa Kemal e aittir.

4 Ekim 1921 de yaptı ı konuşmada da Mustafa Kemal, savaşta kazanılan zaferi kendisine de il millete mal eder ve milletin temsilcisi olan Meclisi kutlar.

Mustafa Kemal alçakgönüllülü üyle çok fazla kişiyi şaşırttı ı gibi pek çok kişinin de kalbini kazanır. Kurtuluş Savaşı sona erip Mustafa Kemal muzaffer olarak mücadeleyi kazandıktan sonra, 18 Eylül 1922 de Fransız amirali, Mustafa Kemal i köşkünde ziyarete gider. Kapıyı Mustafa Kemal kendisi açar. Çok sade giyimli ve sakin tavırlıdır. Muzaffer bir kumandanın gururu, kasveti, kibri yoktur üzerinde. Oysa başka ülkelerde çok daha küçük başarılar kazanan kişiler, çevresindekilere karşı, özellikle de düşmanlarına karşı “küçük da ları ben yarattım” havasındadırlar.

Mustafa Kemal, bulundu u ortam içinde kendi özelliklerine ve yeteneklerine sahip tek insandır. Çevresinde, onun zekasına, cesaretine, sabrına, kararlılı ına sahip başka birisi yoktur. Fakat buna ra men o, hedeflerine ulaşmak için bütün yetkileri kendi üzerine alıp bir monark olarak diktatörlük yapmayı düşünmez. Bu şekilde de mükemmel bir yönetim dersi verir.

Cumhuriyet in ilanının ertesi günü, yürütme kurumunun yetki ve sorumlulu unu alacak bir isim gerekmektedir. ıstese, bu yetkiyi ve görevi almaya da hakkı oldu u ve hiç kimsenin buna karşı koymayaca ını bildi i halde bu görevi kendisi üstlenmez. ısmet ınönü Başbakan seçilir. 1924 teki Dumlupınar söylevinin sonunda da Cumhuriyet in yetki ve sorumlulu unu gençlerle paylaşır: “Yeni nesil, Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz”. Mustafa Kemal, gücün ve onurun, her şeyi tek başına sahiplenmekte de il, her şeyi paylaşmakta oldu unu bilmektedir.

Mustafa Kemal in başarılı bir örgütleyici ve yönetici olmasının bir nedeni de, onun, konulan ya da sorunları hep en yukarıdan gözlemleyip, denetleyip, ayrıntılarla kendisinin u raşmamasıdır. Aslında başarıyı yakalamak, ayrıntılarla u raşmayı gerektirir. Fakat Mustafa Kemal bir sorunun ana çizgisini kavradıktan sonra ayrıntılarla ilgilenmeye gerek kalmaz. O, bir işi hep en üstten gözlemleyen ve denetleyen bir şef olarak kalmıştır. Bu özelli i, yaşadıklarım di er insanlara kolaylıkla ve açık bir dille anlatmasını sa lamıştır.

Çevresindeki her bireyi en duyarlı noktasından kavrayıp onu kazanabilmek ya da istedi ini elde edebilmek için çevresindekilere sık sık sorular soran Mustafa Kemal, onların zekalarını sınamaktan hoşlanmaktadır. Bazen yanındakilere, zor yanıtlanabilecek “iktisat, liberalizm, şiir” gibi kavramların tanımlarını sorar. Bir defasında birlikte geziye çıktı ı Milli E itim Müfettişi Hasan Ali ye; “sıfırı tarif edebilir misiniz?” Diye sorar. Daha sonraki tarihlerde Milli E itim Bakanı olarak atanacak olan Hasan Ali de; “sıfır, efendimizin solunda olan bendenizim” diye yanıt verir.

Bireylerarası iletişimde mesajları iletmek için kullanılan önemli bir dil de kıyafet ve beden dilidir. Mustafa Kemal iletişimin bu kodlama sistemlerini de bir uzman titizli i ve özeni içinde başarıyla kullanmıştır. Hangi ortamda ne giyinece ini ve nasıl hareket edece ini büyük bir isabetle belirlemiş, halka vermek istedi i mesajları, sözleri kadar kıyafetleri ve hareketleriyle de vermiştir.

Temmuz 1919 da, Erzurum da ilk ziyaretini yaptı ı Müdafai Hukuk Cemiyeti ne giderken en yeni üniformalarını giymiştir. Padişahın büyük yaveri kordonlarını ve bütün nişanlarını takar. Çünkü Erzurum halkını mücadeleye inandırmak, cesaretlendirmek ve yanına almak zorundadır. Bunun için de güçlü, kararlı ve etkileyici görünmek zorundadır.

ıtalya nın Akdeniz bölgesine göz dikti i sıralarda ıtalyan elçisi Mustafa Kemal in huzurunda, Mussolini nin bazı savlarından söz etmek cesaretini gösterir. Mustafa Kemal bir süre elçiyi dinledikten sonra konuşmayı keser, birkaç dakika sonra devam edeceklerini söyler, di er odaya geçer. Geri döndü ünde üzerinde, en zorlu savaşlarda giyindi i, onu kahramanlaştırıp yücelten askeri kıyafeti vardır. Elçiye; “şimdi istedi iniz gibi konuşabiliriz” der. Ama elçinin artık konuşacak hali kalmamıştır.

A ustos 1925 te Gazi yeni Türk toplumuna medeni kıyafeti tanıtacaktır. ınebolu da, Türk Oca ı na yollardan yaya geçerek, siyah renkli sivil bir elbise ve elinde şapkasıyla gelir. Böylece bütün halk, yeni ülkenin yeni insan modelini görmüş olur. Mustafa Kemal, yaşamı boyunca giyindi i giysiler ve elit tavrıyla çevresindekilere, güçlü ve kararlı bir insan oldu u mesajını vermiştir.

Ça daş bir ülkenin ancak, yöneticileri, halkı, dili, giysileri, e lenceleri, her şeyiyle ça daş olan unsurlarla oluşabilece ine inanmaktadır o. Ça daş olmak için de hiçbir şeyin, dinin bile bir engel olmadı ına inanır. Eylül 1925 te ızmir de bir balo düzenler. Orada yalnızca Müslüman kadın ve erkeklerin bulunmasını ister. Müslüman Türk halkını, uygar ülkelerin alışkanlıklarıyla tanıştırmayı amaçlamaktadır. O akşam vali yardımcısının kızıyla kusursuz bir fokstrot yapar.

Mustafa Kemal yalnızca bir kumandan, devlet adamı, devrimci de ildir. O öncelikle bir insandır. Yorulur, acıkır, üşür, uyumak ister, ba ırmak ister, şakalaşmak, gülmek, e lenmek ister. Yine ınebolu da bulundu u günler halkın arasına karışır. Gemicilerle beraber şarkı söyler, gemici oyunlarına katılır. Böylece onlarla gönül birli i yapar, kalplerini kazanır.

Muharebe bittikten sonra da ızmir de, Selanik teki Beyaz Kule Meydanına benzetti i kordon boyundaki Kramer Palas Oteli ne gitmiştir. Yanındaki birkaç arkadaşıyla beraber rakı içerler. Fakat Mustafa Kemal, biraz kendinden geçip rahat hareket etmeye başladı ı anlarda bile çevresindekilerle arasında daima mesafe bırakır.

Keskin zeka, Mustafa Kemal de de ço u zaman esprinin kayna ıdır. Mart 1916 da Diyarbakır da iken tu generalli e terfi eder. Ezeli rakibi Enver Paşa, haberi duyunca; “siz onu bilmezsiniz. O hiçbir şeyle memnun olmaz. Korgenerallik, Orgenerallik, Müşirlik hatta Padişahlık ister” der. Bu sözler Mustafa Kemal e iletilince o da aynı a ırlıkta bir espriyle cevap verir: “Enver in bu kadar zeki ve ileri görüşlü oldu unu bilmezdim”.

Mustafa Kemal, insanın do al bir gereksinimi ve yaşamın renkli bir parçası olan mizahı savaş sırasında bile ihmal etmemektedir. Afyon daki Büyük Taarruz öncesinde, Ankara dan hareket edece i günün akşamı yakın arkadaşlarına; “taarruz haberini alınca hesaplayınız. Onbeşinci günü ızmir deyiz” der. Taarruzun ondördüncü günü çatışmalar bitmiş, Mustafa Kemal ızmir e ulaşmıştır. Karşılayıcılar arasında Ankara da birlikte oldu u arkadaşlarından biri de vardır. Ona; “bir gün yanılmışım, ama kusur bende de il, düşmanda” der.





Signing of RasitTunca Original
By Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi